Bugün havalardan ve virüsten fırsat bularak arabamın kışlık lastiklerini değiştirmek için lastikçiye gittim.

Aslında geç bile kalmıştım ama işte hayat şartları her zaman böyledir; hep bir erteleyiş...

Lastikler değişmiş usta da son kontrolleri yaptıktan sonra içeri elini yıkamaya girdi.
Bir müddet sonra çıktığında ise elinde büyükçe bir pet şişe dükkanının önünü temiz tutmak istemiş olacak ki kaldırımlara su dökmeye başladı. 
Kaldırımdan çıkan suyla karışık o koku beni düşüncelere sürükledi.. 
Geçen izlediğim film geldi aklıma;Rüzgarı  dizginleyen çocuk ...
Afrikada geçen bu filmde insanlar biraz olsun su  bulabilmek için türlü zorluklara katlanıyorlardı. Buldukları suyu da öyle keyiflerine göre hoyratça harcayamıyorlardı tabi.. 
ilk öncelik bulaşık vs gibi temizlik ihtiyaçları... 
Bizde ise durum o kadar farklı ki. Sanki hiç tükenmeyecekmiş gibi gereksiz kullanımlarımız var diye düşünürken düşüncelerimden uyanıyorum.
Arabama binip Afrika'yı da, suyu bolca kaldırıma döken ustayı da geri de bırakıp gündelik  hayatın endişesine bırakıyorum kendimi..


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar